4.24.2013

BATİAD’tan kuvvet doğar

Son yıllarda Bayrampaşa Türk tekstil sanayinde çok önemli bir üretim ve pazarlama merkezi hâline geldi. Bunu artık bilmeyen yok. Konum olarak her alanda çok hızlı bir gelişme ve büyüme içinde olan Bayrampaşa inşaat, tekstil, gıda hali gibi büyük kitlelere hitap eden sektörlerin gözdesi durumunda. Tekstil deyince İstanbul'da ilk akla gelen Merter, Laleli ve Osmanbey.
Laleli daha çok ismini bavul ticaretine dayalı tekstil ve hazır giyim ihracatıyla duyurmuş. Merter’e baktığımızda işin üretim ayağı konumunda. Osmanbey için ise işin şov konsepti diyebiliriz. Yani daha profesyonel bir oluşum içinde. Bayrampaşa'da ise bunların ikisi mevcut. Dışarıdan görebildiğim kadarıyla tek eksiği tanıtımdaki ağırlık. Bunu hızlandırabilirse ortaya çıkan sonuçları tahmin etmek güç değil. Aslında Bayrampaşa'nın en büyük avantajı BATİAD gibi bir derneğe, derneğinde ilçeyi ve sektörü çok iyi tanıyan Doğan Bakırcı gibi bir başkana sahip olması. Bayrampaşa Tekstilci ve Sanayici İşadamları Derneği (BATİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Bakırcı'nın öncülüğünde Bayrampaşa'da tekstil alanında ciddi çalışmalar yapılmış. İlk adım konfeksiyonların yoğun olduğu bölge demircilerden arındırılmış. Herkesin bir bölgesi olması ve öyle anılması demircilerinde konfeksiyoncularında işine gelmez mi sizce de?
Emin Efendi Caddesi ışıklandırılmış ve insanların rahat gezip, alışveriş yapabilecekleri ortam sağlanmış. İlçe Emniyet Müdürlüğü ile ortak yürütülen çalışmayla cadde güvenli hale getirilerek esnafada rahat bir nefes aldırmış. Oğuzhan Sokak’ta bitmek üzere olan tekstil piyasası yeniden yapılandırma ve tanıtım sayesinde tekrar eski canlılığına kavuşmuş. Üstüne üstlük Süleymaniye’den tam 150 esnaf buraya taşınmış. Ayrıca 16 mağazası hizmete girmiş burada. Bunlar asla küçümsenecek işler değil bir sektör için. Bu başarının altında BATİAD gibi bir dernek, Doğan Bakırcı gibi bir başkanın ve ilçedeki tüm tekstilcilerin tek tek imzası var. Sonuç olarak Bayrampaşa; Merter, Laleli ve Osmanbey gibi isim yapmış tekstil merkezleriyle başabaş yol alır hale gelmiş durumda.
Bayrampaşa’da imalatı yapılan tekstil ürünleri Fas, Tunus, Cezayir, Ürdün, Libya, İsrail, Filistin, Mısır, Lübnan İran, Irak, Macaristan, Makedonya, Arnavutluk, Rusya ve Ukrayna gibi ülkelere ihrac ediliyor. Eğer Bayrampaşa sahip olduğu potansiyeli iyi değerlendirir ve bunu lehine kullanırsa çok kısa bir süre sonra İstanbul'un ihracata katkısı en büyük ilçesi olmaya aday. Fakat ufak bir detay gözümden kaçmadı. Sayın Başkan yaptığı bir konuşmasında Bayrampaşa’da çocuk giyiminin olmamasını büyük bir eksiklik olarak değerlendirirken, bundan sonra bu konuya hassasiyet göstereceğini belirtmiş. Bu açıkta kapanırsa Bayrampaşa eksiksiz bir tekstil merkezi olarak vizyonunu daha da sağlamlaştırır.
BATİAD’tan Çağatay Bey'in verdiği rakamlara göre BATİAD'ın 280 üyesi var ve yaklaşık 40000 kişiye istihdam sağlıyor. Hedef bu rakamları daha yukarı taşımak. Aslında bölge tam bir triko merkezi. 7 yıl önce Çin’e kaptırılan pazar payı Çin’in kalitesiz ürünlerinin anlaşılması ve yapılan özverili çalışmalarla tekrar geri gelmiş. Bayrampaşa’da 1700 civarında triko firması var. İhracat şimdilik 1.5-2 milyar dolar civarında. Ve artarak devam edeceği malumunuz.
Geçtiğimiz günlerde Bayrampaşalı tekstilciler; AB Bakanı Sayın Egemen Bağış, Belediye Başkanı Sayın Atila Aydıner, BATİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Doğan Bakırcı, Guinnes’in İngiltere hakemi Kirsty Bennett ve diğer davetlilerin katılımlarıyla çok ciddi bir dünya rekoruna imza atarak Guines Rekorlar Kitabı’na giren dev kazakla vitrine çıktılar. Bu rekor hem ilçenin hemde tekstilin adını duyurmak için müthiş bir tanıtım. Bayrampaşa’ya rekor getiren dev kazağın ölçüleri hiçte küçümsenecek gibi değil. 18 metre boyunda ve 45 metre enindeki kazak için yaklaşık 10 bin metre uzunluğunda ve 500 kg ağırlığında iplik kullanılmış. Ben inanıyorum ki kazakla gelen bu rekor sayesinde bölgenin tekstil firmalarına talepler hızla artacaktır. Ha bide aklıma gelmişken yazmak istedim. Kazağın bir yerinde Bayrampaşa'nın, bir yerinde de BATİAD'ın logosu olsa fena olmazdı değil mi? Bir dahaki yazımızda görüşmek dileğiyle...